Hekimin Culpa in Contrahendo (Sözleşme Öncesi) Sorumluluk
Hekimin Culpa in contrahendodan (sözleşme öncesi) kaynaklanan sorumluluğu, sözleşme kurulması sürecinde, sözleşmenin kurulması maksadıyla hukukî değerlerini birbirlerinin etkisine açan tarafların, gerek yaşam, sağlık ve mülkiyet, gerekse de malvarlığına ilişkin değerlerinin diğer tarafça korunacağına ilişkin güvenin boşa çıkmasından dolayı sorumluluktur. Nitekim öğreti ve uygulamada, sözleşme kurma maksadı olmaksızın sözleşme görüşmelerinde bulunmak, sözleşme görüşmelerini uygun olmayan bir zamanda yarıda bırakmak, karşı tarafın menfaatlerini gereği gibi dikkate almamak, özensiz bir şekilde bilgi ve öğüt vermek ve muhafaza yükümlerinin ihlal edilmesi gibi durumlar Culpa in Contrahendo olarak kabul edilen hallerdendir. Hukukî niteliği oldukça tartışmalı olan Culpa in Contrahendo’dan doğan sorumluluk, Türk Hukukunda, yasal veya edim yükümlerinden bağımsız borç ilişkisi teorisine ve aynı zamanda Türk Medeni Kanun’un 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına dayandırılmaktadır. Buna göre, birbirleriyle sözleşme görüşmelerine ya da sosyal temas veya işlem yapma temasına kalkışan taraflar arasında, içeriği sadece koruma yükümlerinden oluşan bir borç ilişkisi doğmaktadır. Bu şekilde ilişkiye katılan taraftan biri, koruma yükümlerini ihlal eder ise, bu ihlalden dolayı diğer taraf aleyhine doğan zararı tazmin etmek zorunda kalacaktır.
Ayrıca hekim ile hasta arasındaki ilişkinin en önemli kaynağı sözleşme ilişkisi ise de, hekimin Culpa in Contrahendo’dan dolayı da sorumluluğu doğabilmektir. Nitekim hekim sözleşme görüşmeleri öncesinde kusurlu olarak, hastasının zarar görmesine sebep olur ise, bu zararı tazmin etmekle yükümlü olacaktır. Hekimin, uzmanlık alanına girmeyen bir konuda kendisine başvuran hastaya, gerekli teşhis veya tedaviyi yapabilecekmiş izlenimi vererek oyalaması; gerek olmadığı halde cerrahi bir müdahaleye ikna edebilmek için sağlık durumu ile alakalı yanıltıcı bilgi vermesi veya herhangi bir tıbbi müdahaleye gerek olmadığını söyleyerek hastayı gereksiz yere oyalaması başından savsaklaması gibi hallerde, hekimin Culpa in Contrahendo sorumluluğu söz konusu olacaktır.
Hekimin Vekâletsiz İş Görme Sebebiyle Sorumluluğu
Hastanın hayatını kurtarmak ya da ağır bir zarara uğramasını engellemek için tıbbî müdahalede bulunan hekim ile hasta arasında bir sözleşme ilişkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla taraflar arasında herhangi bir sözleşme ilişkisinin bulunmadığı ve hastanın rızasının da olumlu veya olumsuz yönde var olmadığı hallerde, hekimin, hastanın yararına tıbbî bir müdahalede bulunması durumunda vekâletsiz iş görmeden söz edilmektedir. Örneğin, bilinci yerinde olmayan bir hastaya, hekimin tıp biliminin kuralları kapsamında yapacağı müdahale Türk Borçlar Kanunun 526-527 maddeleri ile düzenleme altına alınan vekâletsiz iş görme olarak değerlendirilmekte olup, hukuka uygun görülmektedir. Bu gibi durumlar, hastanın varsayılan rızasına ve üstün özel yararına uygun bir tıbbî müdahale olduğundan, bu durumun Türk Medeni Kanun’un 24/II. Maddesinde belirtilen haksız bir fiil olarak değerlendirilmesi söz konusu olamayacaktır.
Öte yandan Türk Borçlar Kanunun 527/I. Maddesinde belirtilen, “vekâletsiz iş gören, iş sahibinin ağır bir zarara uğramasını engellemek için faaliyette bulunmuşsa, sorumluluğu daha hafif olarak takdir edilir” şeklindeki hükmünün, hekimlik faaliyeti acısından uygulanması uygun değildir. Zira insan hayatı ve sağlığı üzerinde faaliyet gösteren hekimin, her durumda ve koşulda özenli hareket etmesi gerekmektedir. Yine hekim tarafından yapılan vekâletsiz iş görme kapsamındaki tıbbî müdahale, hastanın daha önce tedaviyi reddettiği bilinerek ya da olayın özelliklerine göre bilinmesi gerekerek yapılmış ise, hekim tıbbî müdahale sebebiyle oluşan bütün zararlardan ve kazadan dahi sorumlu tutulmaktadır. Fakat, hastanın olumsuz iradesi hukuka ve ahlaka aykırı ise dikkate alınmayacağı gibi, bir haksız fiilden bedeni zarar gören kişinin, tedavi yoluyla zararının artmasına engel olmak mümkün iken, buna rıza göstermemesi de ortak kusur kapsamında kabul edilmektedir.