Velayet Davası

8 Aralık 2023

Velayetin kimde olacağı kararlaştırılırken esas alınan şey çocuğun üstün yararıdır. Çocuğun üstün yararı; çocuğu ilgilendiren her konuda en iyi çözümün dikkate alınması, tercih edilmesi demektir. Bu noktada velayetin kurulmasında amaç; çocuğu ahlaki, fiziksel, eğitsel, psikolojik ve her anlamda gerçek hayata hazırlamaktır. Bu halde kendisine velayet verilen ana ya da baba, velayeti çocuğun yüksek yararını gözeterek kullanmalıdır. Ancak ne yazık ki uygulamada şahitlik ettiğimiz durum; anne ve babaların velayeti görevlerini oluşturan bir kurum olarak değil, çocuk üzerinde ortak çekişmelerle hakimiyet kurma çabası olarak görmeleridir.

Velayetin Değiştirilmesi Davası

TMK’nın 183. maddesinde; “Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim, resen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır.” denilmektedir. Velayete ilişkin düzenlemeler kesin hüküm teşkil etmemektedir. Çünkü gelişen yeni olgulara göre yeniden düzenlenmesi gerekebilmektedir. Gelişen yeni olgu, velayet görevinin aksatılması sonucunu doğurmalıdır. Kanunda belirtili bu haller dışında da velayetin değiştirilmesini gerektirecek sebepler mümkündür. Bu sebepler anne veya babaya ilişkin sebepler olabileceği gibi, çocuğa ilişkin sebepler de olabilecektir. Anne veya babaya ilişkin sebepler olarak ağır hastalık, hapse girmeleri, bitkisel hayata girmeleri, bağımlılık tedavisi görmeleri vs sıralanabilir. Çocukla alakalı olabilecek sebeplere baktığımızda ise örneğin; karakterindeki değişiklikler (şiddete meyil, sosyal izolasyon, bağımlılık, sorumluluklardan kaçış vb. ), çocuğun ihtiyaçlarının artması ya da değişmesi, velayete sahip olmayanın oturduğu yerde çocuğun okula başlaması gibi şeyler sıralanabilir. Fakat yine burada dikkat edilecek en önemli şey, bu değişikliği çocuğun üstün yararının gerektirmesidir.

Ana veya baba koşulların değiştiğini ileri sürerek her zaman bu talepte bulunabileceklerdir. Elbette hâkim, bu velayet değişikliğini gerektirecek önemde bir yeni olgu doğduğuna ikna olmalıdır.

Doğacak her yeni olgunun somut olaya göre değerlendirilmesi söz konusu olacaktır. Örneğin, velayeti kendisine ait olan ana veya babanın evlenmesi tek başına bir gerekçe olamayacaktır. Bu evlilik çocuğun menfaatine aykırı bir durum oluşturmalıdır. Yine taşınma da tek başına yeterli sebep olmaz. Burada da yeni taşınan yer çocuğun eğitimi yahut sağlığı bakımından hiç uygun olmayan bir yer olmalıdır. Ya da çok sık yer değiştiriliyorsa, çocuğun istikrarlı bir çevrede büyümemiş olması, çocuğun akrabalardan vs. uzaklaştırılmak amacıyla yer değiştirilmesi gibi sebepler gerekli kılabilecektir. Ölmesi halinde de kendiliğinden olmayacak yine hâkimin kararı gerekecektir.